Antonio Gramsci kimdir?


Antonio Gramsci yirminci yüzyılın yetiştirdiği en özgün düşünür, politikacı ve işçi sınıfı önderlerindendir. Yaşamı, inanılan siyasal, felsefi düşünceler uğruna verilen bir kavganın örneğidir.

Gramsci 23 ocak 1891 yılında, Sardinya’nın küçük bir kasabası olan Ales’de doğdu. Babası Francesco Gramsci, kadastroda küçük bir memurdu. Vedi kardeşi vardı Gramsci’nin; dördü erkek üçü kız . 1897 yılında babası, bir yolsuzluktan dolayı tutuklanıp işinden atılınca aile geçim sıkıntısı çekmeye başladı. Oysa babasının gerçek suçu iktidar partisine karşı olmaktı.

1898 yılında okula gitmeye başlayan Gramsci, bir süre sonra öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. Kardeşlerine bakmak için çalışmaya başladı. Gramsci bir mektubunda o günlerini şöyle anlatır: “çok küçük bir kazanç karşılığı günde on saat çalışırdım. Kendimden ağır sicil kütükleri taşırdım. Çoğu geceler, her yanım ağrılar içinde kıvranır, sessiz sessiz ağlardım. Hayat daima böyle acı ve sert yanlarıyla çıktı karşıma. Ama hiçbir zaman yılmadım ve acının üstesinden geldim hep.”

Bir süre sonra öğrenimine tekrar başladı; 1908 yılında Gagliari lisesine yazıldı. Gramsci’nin siyasal düşüncelerinin ilk  biçimlenişi lise yıllarında başlar. Sanayileşmiş Kuzey ile geri bırakılmış Güney arasındaki ekonomik çatışma, henüz o sıralarda sınıfsal bir görünüm kazanmamış, ama Güney’de, güçlü bir milliyetçi ve bölgeci akımın doğmasına ·sebep olmuştu. Gaeteno Salvemini’nin sözcülüğünü yaptığı bu Güneycilik, Gramsci’nin başlangıçtaki ilk siyasal görüşüdür. Liseyi başarıyla bitirdikten sonra Gramsci, 1911 yılında, yoksul öğrenciler için açılan bir burs sınavını kazanıp Torino Üniversitesi’ne yazıldı. Bundan sonrası Gramsci için yeni bir dönemdir. İşçi sınıfını ve sosyalist düşünceyi ilk kez Torino’da tanıdı. Yurt sorunlarını, artık, farklı bir yöntemle düşünmekteydi. İtalya’nın öteki bölgeleri ilerlediği halde, güney neden bu kadar yoksul? sorusunu tartıştığı arkadaşlarına bunun nedenini , oturduğunuz yerde istediğiniz kadar düşünün, bulamazsınız; küçük tarlalarınızın çevresinden çıkıp, suyun geldiği dağa kadar uzanmalısınız . Kilometrelerce uzaklarda, topraklarınızı besleyen su damarlarını hangi bencil ve düşman ellerin kestiğini görür, herşeyi anlarsınız, diyordu.

Gramsci’nin üniversite yılları büyük yoksulluklar, acılar, içinde geçti. Maddi sıkıntılar zayıf olan bedenini daha da güçsüz kıldı. Sonunda, derslerinde başarılı, sevilen bir öğrenci olmasına rağmen, öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.

1914 -1915 yıllarında İtalya’da tek sorun, Birinci Dünya Savaşı’ydı. İtalyan burjuvazisi savaşa girmekte kararlıydı. O sırada Sosyalit Parti üyesi olan Mussolini başlangıçta savaşa karşıyken, sonraları savaştan yana olmuştu. Sosyalist Partisi yöneticileri de, bütün karşı görüşlere rağmen, sonunda savaşa evet diyorlardı. Savaşa karşı yürütülen büyük işçi grevleri, gösteriler sonuçsuz kalmış, İtalya 24 mayıs 1915’te Fransa, İngiltere ve Rusya’nın yanında savaşa katılmıştı.

Gramsci, sosyalist partide savaşa karşı olan grunist partisinde de sarsıntılara yol açacaktı. grubun içindeydi. 1915 yılında, partinin yayın organı il Gramsci, 1923’te Komintern’e bağlı Viyana’daki Grido del Popolo’nun yazı kuruluna katıldı. Artık bir antifaşist büronun başına geçti. Bir yandan da, parti gazeteciydi Gramsci. Yazılarında Torino’nun sosyal içinde ve Bordiga dışında bir grup oluşturmaya girişti ve siyasal hayatını ve sorunlarını ortaya koymaya çalıştı. Partinin günlük gazetesi Avanti’de tiyatro eleştirmenliği yaptı; Pirendello’yu İtalyan okuyucusuna tanıttı.

Gramsci, temmuz.1928’de, yirmi yıl hüküm yedi. Bundan sonraki yaşamı, Bari Eyaleti’ndeki Turi hapishanesinin 7077 no’lu hücresinde geçecekti. Cezaevi koşuları, Gramsci’nin çocukluğundan beri kötü olan sağlığını daha da bozdu: çeşitli hastalıklara yakalanmış, dişleri dökülmüştü. Gramsci’nin salıverilmesi için, arkadaşı Pietro Sraffa yönetimindeki anti-faşist çevreler harekete geçmiş, çeşitli ülkelerden de gelen baskılar sonunda Gramsci ağustos 1 935’de, Roma’da bir kliniğe kaldırılmıştı. Ama artık çok geçti ; kurtarılması olanaksızdı. Gramsci 27 nisan 1937’de bu klinikte öldü.

Gramsci’nin cezaevi yılları, içinde bulunduğu bütün kötü koşullara rağmen, sonuna kadar yoğun bir çalışmayla geçti. 33 defter tutan yazıları ( Hapishane Defterleri). batıda felsefi ve siyasal alanda, sosyalist bir yöntemle yazılmış en yoğun çalışmalardandır. Gramsci’nin cezaevi yılları için, parti arkadaşları Togliatti bir konuşmasında:  insanların tarihinde, son nefesine kadar kendi yetileri ile amansız kader arasında çalışmak, savaşmak, öğrenmek isteyen insanla, onu yavaş yavaş yeyip tüketen kaba güç arasında geçmiş, böylesine trajik bir savaş örneği yoktur diyordu.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir