Aztekler kimdir? Aztek İmparatorluğu hakkında bilgi


Amerika’da, Maya ve Toltek medeniyetlerinden sonra Aztek medeniyeti kurulmuştur. Tolteklerin ülkesi, kuzeyden gelen barbar Çiçimeka’ların istilasına uğrayınca Toltek medeniyeti yıkıldı ve bir kargaşa devri başladı. Bu kargaşalık sırasın, ülke, birbiriyle savaşan bir çok devlete bölündü. Birbirine düşman boyların çoğu Azteklerden idi. Fakat, kültür, sanat ve töreleri Tolteklerinden farklı değildi.

Bu boylardan biri olan Mexicas, Texcoco gölündeki adalara yerleşti ve 1325 yılında, bugün Mexico adını taşıyan Tenochtitlan şehrini kurdu. Burasını başkent yaptılar. 1375 yılında kral Akamapiçtili Tahta geçti ve hanedan kurulmuş oldu.

Amerika yerlilerin kurduğu medeniyetler arasında en iyi bilineni Aztek medeniyetidir. Aztek İmparatorluğu, İspanyolların buraya gelmeleri ve 1520’de kral Moktezuma II’nin idam edilmesiyle sona erdi.

Azteklerin başkenti Tenochtitlan’ın keşfi

14. ve 16. yüzyıllar arasında yaşamış bir Orta Amerika halkı olan Aztekler, bugünkü orta Meksika bölgesinde idiler Azteklerin başkenti, günümüzde Meksika’nın bulunduğu Texcoco Gölü’nün ortasında yer alan Tenochtitlan kentiydi. Aztekler çok büyük bir uygarlık kurmuşlardı. İspanyol Fatih Hernan Kortez Tenochtitlan’a 8 Kasım 1519’da ulaşan İspanyol denizci bu bölgeyi komple yağmalamıştır. Çok büyük oranda tahrip edilen şehrin üzerine, o zaman kurulan Yeni İspanya’nın başkenti olarak Mexico şehri kuruldu. O zamanlar dünya üzerindeki en büyük şehirlerden biri olduğuna inanılmaktadır.

Avrupalılar çikolata yapmasını azteklerden öğrendi

Aztekler, Mısırlıların hiyeroglif yazısına benzer bir yazı kullanırdı. Erkek çocukların 15 yaşına kadar bir okulda eğitim görmeleri zorunlu idi. Çiftçilikte ileri idiler. Toprağı havalandırma ve sulama usullerini, bahçe sanatını çok iyi biliyorlardı. Kakao, biber, mısır, kavun, vanilya, domates, pamuk yetiştirirlerdi. Tütünü yalnız dini törenlerde kullanır, kakaodan çikolata yaparlardı. Günümüzde en makbul tatlı yiyeceklerinden biri olan çikolatayı Avrupalılar Azteklerden öğrendi.

Esirlerini yerlerdi.

Bol sebze ve meyve yetiştirmelerine rağmen en çok yedikleri yiyecek et idi. Yabanördeği, keklik gibi bazı kuşları eti için avlar, hindiyi eti için yetiştirirlerdi. Köpek eti de yerlerdi. Fakat, ileri bir uygarlık kurmuş olmalarına rağmen, çeşitli tanrılara binlerce insan kurban ederlerdi. Başka hiç bir toplumda görülmeyen bir adetleri daha vardı: Aztekler, koyun sürüsü gibi eseri sürüsü beslerler, bunları muhtemel bir kıtlık yılında etlerini yemek için muhafaza ederlerdi.

Aztek haritası

Aztekler, kültürlerini devraldıkları Maya ve Tolteklerin yapmadıkları işleri de yapıyorlardı. Mayalar demiri tanımaz, tekerlekli araç kullanmazlardı. Aztekler ise başta altın olmak üzere gümüş, bakır, kalay gibi madenleri çıkarır ve işlemesini bilirlerdi.

İleri bir tarım, geniş yol şebekesi, gelişmiş bir maden işçiliği olduğu için ticaret de gelişmişti. Fakat para diye bir şey bilmiyorlardı. Alış-verişi değiştirme, mal mübadelesi şeklinde yaparlar, değerli bir şeye daha az değerli şey verdikleri zaman aradaki farkı telafi için fazladan kakao taneleri verirlerdi. Bu bakımdan onların parası kakao tanesidir, diyebiliriz.

Tek ayaklı tanrı

Azteklerin medeniyetlerini ve bütün yaşayışlarını yönlendiren unsur din idi. Sayılamayacak kadar çok tanrıları vardı. Bunlar tabiat güçlerini temsil eder, hem birbirleriyle hem tabiat güçleriyle savaşırlardı.

En kudretli tanrıları tek ayaklı Tezkatlipoka idi. Bu tanrının öbür ayağının yerinde bir yılan başı bulunuyordu. Tanrı Juitzilopoçtli savaş ve güneş olaylarının tanrısı ve yeryüzünün sahibiydi. Bu tanrı düşmanlarının etini yer, kanlarını içerdi. Onun için ona pek esir kurban edilirdi. Savaşta alınan esirler onundu. Savaş esiri kalmadığı zaman bir çeşit cirit oyunu düzenler, mağlup olanları kurban ederlerdi.

General Cortes’i tanrı sandılar

Bir Aztek efsanesine göre, medeniyet getiren Kuetzalkoalt beyaz bir tanrıydı ve batı tarafından bir yerde kaybolmuştu. Ama bir gün kaybolduğu batıdan değil de doğudan gelip onların başına geçecek, onları yönetecek, medenileştirecekti. Kötü yılları geride bıraktıracak, geri kalmışlığı giderecekti. Onun gelmesini yüzlerce yıl beklediler.

Bir gün (1520’de), general Cortes’in kumandasında birkaç yüz askerden oluşan İspanyol birlği geldi. Aztekler onu, kendilerini yönetmeye gelen beyaz tanrı Kuetzalkoalt zannettiler ve karşı çıkmadılar, hatta çok hoş karşıladılar. Bu yüzden de İspanyollara mağlup oldular.

Bekledikleri beyaz tanrının onlara medeniyet getirmesi şöyle dursun, Cortes, kendisine karşı çıkmayan bu savaşçı halkı esir etti. Krallarını ve pek çoğunu öldürttü. Tabii sonunda yanıldıklarını anladılar ama, İspanyolların ateşli silahlarına ancak yay ve okla karşı çıktıkları için bir başarı sağlayamadılar.

Kristal kafatasları

Azteklerden günümüze kalan harika eserler çoktu. Bunlardan başlıcaları tanrı Koatlikue adına dikilen tek taş anıt, tanrı Kuetzalkoalt’ın heykeli ve üzerinde Aztek takvimi bulunan Güneş Kursu gibi kabartmalardır. Birçok hayvan heykeli de yapmışlardır. Sert taşları işlemekte usta idiler. Dağ kristalinden kafatasları, kurbanların kalpleri konan aslan şeklindeki kaplar, renkli seramikler de teknik ve sanatlarını yansıtan eserlerdir.


Like it? Share with your friends!

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir