Cengiz Han kimdir?


Cengiz Han, 1162 senesinde Moğolistan’da dünyaya gelmiştir, Moğol Börçigin ailesinden gelen bir asker, han ve siyasetçidir. Doğum adı Temuçin olan Cengiz Han, Moğol kabilelerini birleştiren ve 1206 yılında Moğol İmparatorluğunu kuran kişidir.

Cengin han’ın ilk adı Temuçindir. Temuçin henüz on üç yaşındayken babası düşmanları tarafından zehirlendi. Küçük Temuçin uzun boylu ve kuvvetliydi. Bütün bi gün üstünde kalabiliyor okunu gayet büyük bir ustalıkla kullanıyordu. Son derece atılgan bir çocuktu. Babası öldürülünce onun yerine geçmeye ve Kuzey Asyanın kısır topraklarını sürerek geçinen kabilelerden olan, kendi kabilesinin başkanı olmaya karar verdi. Fakat kabilesinin ileri gelenleri ona düşmandılar. Çocuğu yok etmeye karar verdiler. Onu bir hayvan avlar gibi çıplak bozkırlarda kovalayarak ele geçirmeye muvaffak oldular. Boynuna ortası delik tahta bir levha geçirdiler ve ellerini bu levhaya bağladılar. Temuçin bir gece boynundaki ağır levhayla nöbetçilerini devirerek kaçtı. Kampta herkes uyuyordu. Temuçin çadırların önünden geçti ve dereye saklandı. Peşine düşen atlılar kıyıları aradıktan sonra uzaklaştılar. Onlar uzaklaştıktan sonra Temuçin dereden çıktı ve oralarda dolaşan bir avcıya boynundaki levhayı çıkarması için yalvardı. Adam razı oldu ve çocuğu kurtardı.

Cengiz Han

Cengiz Han’ın gençlik yılları hep ihanetler ve tuzaklarla doludur. Bunlardan kurtulması mucize kabilinden bir şeydir. Bütün güçlüklere rağmen yılmayan Temuçin iktidara geçmek için mücadeleye devam etti.

Temuçin yavaş yavaş kendine taraftar buldu. Kendi kabilesinden olan bazı kimseler de onun tarafına geçtiler. Böylece küçük bir kuvvet hasıl oldu. Cengin Han bu kuvvetin başına geçtiği zaman henüz yirmi yaşındaydı. O zaman gerek harp, gerek entrika yolu ile Moğolistannın diğer kabilelerini kendi idaresi altına almaya ve birleşik bir devlet kurmaya çalıştı. Kendisine karşı gelenleri derhal öldürtüyordu. Yamuga, Temuçin’in akrabasıydı.Kara günlerde, aynı yorganın altında yatmış, kalan son yiyeceklerini paylaşmış, bir şey kalmadığı zamanda bozkırlarda beraber vahşi hayvanlar avlamışlardı. Fakat, bilahare Yamuga, Temuçin’in emrinde bulunmaktan bıktı, kendisine taraftar bularak dövüşmeye karar verdi. Çarpıştılar. Yamuga esir düştü. O zaman Temuçin büyük bir soğukkanlılıkla akrabasını astırdı.

Cengiz Han Gök tanrı inancına sahiptir.

Tuğrul bir baba dostuydu, kötü zamanlarda Temuçine defalarca yardım etmişti. Fakat ihtiyar adam Temuçinin idaresine karşı geldiği gün, öldürüldü. Bunlara mukabil, Temuçin, kendisine sadakat gösteren ve idaresi altına geçen kabile şeflerini mükafatlandırıyordu.

Seneler geçti, Temuçin, genel karargahını Karakurumada kurdu. Bu şehir kervanların yolu üstündeydi. Sonraları bu kervanlardan istifade edilebilecekti.

Cengiz Han elli yaşına gelinceye kadar orta Asyadaki kabileleri birleştirerek kuvvetli bir devlet meydana getirdi. Bu devletin kayıtsız şartsız şefi kendisiydi. Bununla beraber bir düşman oku Cengiz Han’a o zaman isabet edip öldürseydi ihtimal tarihte bu kadar büyük bir şöhret olmayacaktı. Zira Cengiz Han’ın asıl muvaffakiyetler ondan sonra başlamış ve hayatının son on altı senesini doldurmuştur. Kendi eli ile hazırladığı o kuvvetli ordudan asıl ondan sonra faydalandı. Devletinin doğusunda dünyanın en eski medeniyetlerine sahip Çin vardı. Ozamanlar Çin Kin ve Sung devletlerine ayrılmıştı. Batıda muhtelif devletlerden müteşekkil İslam dünyası bulunuyordu. Daha gerilerde de küçük küçük devletlerden müteşekkil olan Rusya ve orta Avrupa vardı.

Cengiz Han evvle Çin’e hücum etti. Orduları Çn devletini istila ettiler. Devletin başkenti Yenkin alındı, Çin imparatoru esir olmamak için kaçtı. Bu Çin için büyük bir mağlubiyet oldu.

Üç sene sonra Cengiz Han batıya hücum etti. Moğol orduları bir kaç ay içinde Semerkanta kadar olan yerleri aldılar. Semerkant yağma edildi.

Bundan sonra Cengiz Han’ın orduları Hindistana indi. Küçük Asyaya, Rusyaya ve orta Avrupaya yayıldı. Heryerde mühim zaferler elde ediyordu.

Cengiz Hanın ordusu nasıldı?

Cengiz Han manen hem maddeten kuvvetli bir adamdı. Merhamet nedir bilmezdi. Fakat askeri zaferlerini sahip olduğu bu vasıflara değil, ordusundaki disipline ve teferruata kadar düşünülerek meydana getirmiş olan teşkilatına borçluydu.

Gayet cüretli bir hareketle askerlikte ötedenberi riayet edilen an’aneleri ortadan kaldırmak Cengiz Han tamamen bitaraf bir zihniyetle ordunun teşkiliyle bizzat alakadar oldu. O zaman mevcut olan en yeni usulleri, en yeni silahları ve teknikle alakalı bütün aletleri kullandı.

İlk defa olarak bütün bir milleti harp için terbiye etmeye muvaffak olan Cengiz Han topyekün harb dediğimiz şeyi bundan 800 sene önce düşünmüştür. Askerlerin giyinişi bile Cengiz Hanın orduyla ne kadar meşgul olduğunu ve teferruata varıncaya kadar herşeyi düşündüğünü gösterir. Moğol askerlerinin zırhu kurutulup dövülmüş ve cilalanmış öküz derisindendi. Her askerin iki oku vardı. Bunlardan biri at üstünde atılır diğer ayakta kullanılırdı. Üç çeşit ok vardı muhtelif mesafelerden atılırlardı. Kısa mesafeden atılan ucu çelikli oklar zırhu delerdi. Her muharip yanına bir savaş gününde yetecek miktarda yiyecek alırdı. Bundan başka yedek yaylar bir parça balmumu ve çuvaldız gibi lazım olacak şeyleri almayı ihmal etmezdi. Bütün bunlar deriden yapılmış bir çantanın içine konulurdu. Bu çanta icabında havayla şişirilir ve askerlerin nehirleri geçmesine yardım ederdi.

Benim kazanmam yeterli değil! Diğerlerinin hepsi kaybetmelidir.

Ordu on, yüz, bin ve on bin kişilik birlikler halindeydi. Harbeden birliklerin arkasında daima yedek birlikler vardı. Bundan başka tamir gibi işleri gören levazım ve nakliyet birlikleri de mevcuttu. Ordunun arkasında bütün bir millet askerlere mühimmat ve yiyecek yetiştirmek için durmadan didinir dururdu. Sivillerin iaşesi ise asgari hadde indirilmişti.

Cengiz Hanın savaş stratejileri

Cengin Han’ın kullandığı askeri terbiye, son derece hesaplıydı. En önde beş sıra olarak süvariler bulunurdu. Sıraların arasında geniş bir mesafe bırakılır, hücuma geçildiği zaman araya arkada bulunan okçular girer, böylece boş yerler doldurulurdu. Okçular, atlar dörtnala giderken ok atar, öndeki süvariler de kılıçlarını maharetle kullanırdı. Asıl iş okçulardaydı. Gayet iyi talim görmüş olan bu adamlar düşmana yaklaştıkları zaman atlarından iner, durmada ok atarlardı, bu o zamana kadar yapılmamış bir şeydi.

Cengiz Han’ın harp taktiği tıpkı bugünün modern harpleri gibi seri atışa dayanırdı. Düşman bozguna uğradığı zaman silahı süvariler onu takip ederlerdi. Haberleşme işi siyah beyaz filamalarla yapılırdı. Moğol ordularının muvaffakiyeti, silahların mükemmeliyetinden, taarruzun gayet kısa bir zamanda yapılmasından, atışın son derece seri ve müessir olmasından iler geliyordu. Bugünün ordularına muvaffakiyet sağlayan şeyler de bunlardır.

Cengiz Han öldüğünde Moğol İmparatorluğu’nun sınırları doğuda Japon Denizi’ne, batıda ise Hazar Denizi’ne uzanıyordu.

Cengiz Hanın orduları hemen her zaman, sayıca kendilerinden üstün ordularla çarpışmıştır. Bununla beraber son taarruz için daima sayıca üstün olmaya çalışılmıştır. Cengiz Han düşman kuvvetlerini dağıtır, kendi kuvvetlerini en zayıf noktada teksif ederdi. Daima beklenmedik bir yerden aniden taarruz ederdi.

Cengiz Han’ın istihbaratı

Orduları düşman ordularından çok daha büyük bir hızla yer değiştirirdi. Bu bakımdan hem zaman kazanır hem düşmanı şaşırtarak birdenbire taarruza girişirdi. Bütün taarruzlar daha önceden en küçük ihtimaller bile hesaba katılarak hazırlanırdı. Bu hazırlık o kadar gizli olarak yapılırdı ki düşman, hemen hemen son dakikaya kadar başlayacak harpten haberdar olmazdı. Umimiyetle düşmana karşı üç dört ordu gönderirdi. Bu ordular arasında yüzlerce kilometrelik mesafe olduğu ve irtibat birlikleri bulunmadığı halde Cengiz Han önceden hazırladığı planlar sayesinde bu orduların birbirlerinden haber alıyormuş gibi beraberce ilerlemelerini sağlıyordu. Zaten birçok ülkeler harp daha başlamadan kazanılmış olurdu.

Cengiz Han daha o zamandan propagandanın kıymetini anlamıştı. Çölde gidip gelen deveciler Moğol ordularının beşinci koluydu. Onların vasıtasıyla hemen hemen bütün ülkelerde gizli ajanlar satın alınırdı.

“Dünya tarihinden bütün harpler silinse de geriye yalnız Cengiz Hanın yaptığı savaşlar kalsa, bugünün muharipleri bu zengin menbadan sevkulceyşe ait bütün prensipleri bulacaklardır.” Bu fikri ileri süren general Douglas Mac Arthur’dur. General sözüne devam ederek diyor ki: “Asker herşeyi yalnız tecrübeyle, pratik olarak öğrenemez. Silahlar mütamidiyen değişmekte ise de harp sanatının en esaslı prensipleri daima ayni kalmaktadır; onları öğrenmek için de maziyi bilmek lazımdır. Bu prensipleri gayet açık bir şekilde bundan 700 sene evvel ölmüş olan bu imparatorun savaşlarında görmek mümkündür.”

Arkasındaki düşmanı hisseden, önündeki düşmanla savaşamaz.

Cengiz Han Dünyanın en büyük imparatorluklarından birini kurmuştu. Bu imparatorluk, bir tarafta Büyük Okyanusa diğer taraftan Orta Avrupaya dayanıyor böylece dünyanın o zamanlar bilinen bölgelerinden yarısından fazlasını içine alıyordu. Hristiyan dünyasını tehdit eden bu Doğu devletinin başkenti Orta Moğolistanda Karakurum şehri idi.

Napolyon eninde sonunda mağlup oldu. Cengiz Han ise kati olarak bir tek savaş kaybetmedi. Zaferlerinin zirvesine ulaştığı bir sırada, henüz ihtiyar denmeyecek bir yaşta öldü. Gerisinde de inkişaf halinde, kuvvetli bir imparatorluk bıraktı. Sezar ve Büyük İskender, ordularının mükemmeliyetini kendilerinden önce gelen imparatorlara borçludur. Moğol İmparatoru ise ordusunu teşkilatlandırmak için kimsenin yardımına baş vurmadı.

Hemen hemen her zaman sayı itibariyle kendisinden üstün olan düşmanlarla çarpıştı; askerlerinin sayısı ihtimal hiç bir zaman 200.000 i aşmamıştı. Bununla beraber o bu küçük orduyla nüfusu milyonları bulan imparatorlukları yerle bir etmişti. Hiçbir büyük komutan bu derece muvaffak olmamıştır.

Cengiz Han’ın ölümü

60 yaşındayken vefat eden Cengiz Han’ın neden öldüğü, günümüzde hala bilinmemektedir. Rivayetlere göre bacağına saplanan bir ok, attan düşmesi ya da o dönemlerde yayılan bir hastalık Cengiz Han’ın ölümüne neden olmuştur. Cengiz Han 1227’de öldüğünde, Moğol Devleti’nin sınırları Hazar Denizi’nden Japonya’ya kadar uzanıyordu. Günümüzde dünyanın en büyük devletleri arasında olan Rusya, Çin ve İran gibi ülkeler, Moğollar karşısında boyun eğiyordu, ayrıca Moğollar dünyanın en geniş sınırlarına sahip ikinci devletti.

Moğollar da zamanla dağıldı ve Moğolistan sınırlarına kadar geriledi. Günümüzde bile mezarının yeri bilinmeyen Cengiz Han’ın cenazesine gelen binlerce insan, onun vasiyeti üzerine intihar etmiştir.


Like it? Share with your friends!

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir