Demokrasi nedir?


Halkın iktidarı anlamına gelen demokrasi en basit tanımıyla yöneticilerin, yönetilenlerce eşit koşullarda yapılacak serbest ve dürüst seçimlerle seçildikleri bir yönetim anlayışıdır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere demokrasinin dayandığı temel unsurlar şunlardır:

  • Egemenlik
  • Özgürlük
  • Eşitlik
  • Çoğulculuk

Egemenlik: Egemenlikten kastedilen, bizim Anayasamızın çerçevesinde düşünüldüğünde, millet egemenliği olup devletin halktan aldığı bir yetkiyle tüm devlet işlerinin millet adına ve yararına yürütmesidir.

Özgürlük: Özgürlük ilkesi ifade edilmek istenen şey ise bireyin kendine ve başkalarına zarar vermemek koşuluyla kendisini geliştirmesi, ifade etmesi ve yönetebilmesidir. Bu hürriyetlerin klasik anlamda şu şekilde sınıflandırılması mümkündür.

Kişisel kamu hürriyetleri: Kişinin maddi ve manevi tüm varlığı ile ilgisi bulunan ve bu varlığın serbestçe geliştirilmesi amacına yönelik hak ve hürriyetleridir. Kişi dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme özgürlüğü, seyahat etme ve yerleşme özgürlüğü, düşünce ve kanaat özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi hürriyetler bu grup özgürlüklere örnek verilebilir.

Sosyal ve ekonomik kamu hürriyetleri: Kişinin sosyal faaliyetleriyle ve çalışma yaşamına ilişkin faaliyetleriyle ilgili hürriyetlerdir. Örneğin; çalışma ve sözleşme hürriyeti, sendika kurma hakkı, grev ve lokavt hakkı, toplu iş sözleşmesi hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı ve konut hakkı bu gruba giren hürriyetlerdendir.

Siyasi kamu hürriyetleri: Bu hürriyetler kişinin devlet yönetimine dolaylı da olsa katılmasıyla ilgili hürriyetlerinden oluşur. Seçme ve seçilme hakkı, dilekçe hakkı, vatan hizmeti hakkı, vatandaşlık hakkı ile memur olma hakları bunun en güzel örneklerindendir.

Eşitlik: Herkesin dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç gibi sebeplerle arım gözetilmeksizin kanun önünde aynı konum ve haklara sahip olmasıdır. Genel anlamda eşitliğin bir maddi hukuk eşitlik bir de şekli hukuki eşitlik olmak üzere iki tür bulunmaktadır.

Çoğulculuk: Devlet iktidarının etkin biçimde sınırlandırılabilmesi için sadece yasama, yürütme ve yargı erklerinin Anayasal düzlemde paylaşılmış olması yetmez. Sınırlamada önemli bir faktör de sivil toplum örgütlerinin de siyasal kararlar üzerinde kamuoyu baskısı yaratarak etkili olmasıdır. Yani çoğulculuk sivil halkın siyasette etkin bir rol üstlenebilmesini ifade eder. Oysa benzer bir kavram olan çoğunculuk ise halkın oy vermek dışında siyasete pek de müdahele etmemesi, siyasetin, halkın çoğunluğunun oyu ile seçilmiş iktidar tarafından yapılması gerektiği anlayıştır. Bu çerçevede 1961 Anayasası çoğulcu, 1982 Anayasası ise çoğunlukçu anlayışı savunan örneklerdir.

Çoğunlukçuluk sistemin basit çoğunluk, salt çoğunluk, nitelikli çoğunluk ve nisbi temsil sistemi gibi değişik uygulama modelleri bulunmaktadır.

Demokrasinin uygulanışı ülkeden ülkeye, zaman ve yere göre değişiklik göstermektedir.

Yaygın uygulamaları dikkate alındığında demokrasi yönetimin üç önemli türü ile karşılaşılmaktadır:

Doğrudan demokrasi: Yasama, yürütme ve yargı fonksiyonlarının doğrudan doğruya bizzat halk tarafından uygulanacağı demokrasi modelidir. Uygulanması oldukça zor olan bu modele örnek olarak birkaç İsviçre kantonu gösterilebilir. ABD’nin bazı eyaletlerinde de istisnai örneklerine rastlanmaktadır.

Yarı doğrudan demokrasi: Halk tarafından seçilerek oluşturulan bir meclis yasaları yapmakta ve bu yasalar halk oyuna sunulup kabul edilerek yürürlüğe girmektedir.

Temsili demokrasi: Halk kendisini temsil etmesi için temsilcilerini seçmekte ve bu temsilciler marifetiyle egemenlik hakkı kullanılmaktadır. Ülkemizde benimsenmiş demokrasi modeli bunun en güzel örneğidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanan model, temsili demokrasidir.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir