İlluminati örgütünün sistemi ve amacı nedir?


İlluminati ‘Aydınlık‘ demektir, ayrıca Satanizmde şeytanın adı olan ‘Lucifer’, ‘Işık getiren’ anlamına geliyor. 1 Mayıs 1776 yılında Alman asıllı Profesör Adam Weishaupt tarafından, Almanya’da zamanının kötü yönetimine karşı çıkmak ve eski bir Tapınakçı düşüncesi olan bütün dinleri ve devletleri yıkarak, insanların devlete taptıkları tek bir din (devlet Tanrı’dır), aydınlanmış insanların yöneticileri oldukları tek bir devlet altında toplamak fikri (Marksist Felsefe) üzerine kurulmuştur. Böylece savaşlar, acılar, açlık gibi kavramları ortadan kaldıracaklarını iddia ederler.

İlluminati’nin kuruluş amacı

Üyeler için mutlak gizlilik şarttı ve her üye takma bir isimle anılırdı. Bu sebeple Spartacus takma adı verilen Weishaupt, milliyetçilik, vatanseverlik gibi kavramların insanların birbirlerine düşman olarak ayn ülkelerde yaşamalarına sebep olduğunu, bu kavramların yok edilmesiyle bütün insanların birbirlerini daha iyi tanıyarak, hep beraber kardeşçe yaşayabileceğini ileri sürmüştü. Bu hedef doğrultusunda yapılan her şey (cinayet, entrika, hırsızlık, dolandırıcılık, savaşlar, katliam) Weishaupt’un öğretilerine göre mübahtı. Zamanla Bavyera hükümeti tarafından yasaklanan örgüt, yer altına inmiş ve Farmasonlar ile birleşerek daha da güçlenmişti.

İlluminati’nin kuruluş modeli, gizliliği, yaptıkları cinayet ve darbeler, günümüz suikastinin yaratıcıları Haşhaşinlerin bağlı olduğu !smailiye mezhebine dayanır. Bu örgüt; gizliliğe çok önem verir, üyelerini garip sınav ve törenlerle kabul eder, hedefine ulaşmak için her şeyi; cinayet, katliam, zorbalık, yapardı. Zamanla luminati, temeli Masonik örgütler olan ve bütün dünyaya yayılan diğer gizli örgütleri ortak bir amaç çerçevesinde, Novus Ordo Seclorum (Yeni Dünya Düzeni) etrafında toplayarak, bugünkü lider konumuna gelmiştir. En ünlü icraatları ise milyonlarca masum insanın öldüğü Fransız İhtilalidir.

Ünlü bir Mason otoritesi olan Carly H. Claudy, ‘Masonic Harvest’ (Mason Hasadı) isimli kitabında şöyle yazıyor: “Nasıl sonuçlanacak? Farmasonluk çatısı altında Mason felsefemize bağlı kalırsak, büyük ihtimalle tüm dinleri kucaklayacak evrensel bir din , tüm insanlığı kucaklayacak evrensel bir hükümet, tüm insanları kucaklayacak evrensel bir bilgi etrafında toplanılacak.
Bu sayede, savaşlar yasaklanmış, suçlar ortadan kalkmış olacak Bu Ütopya’ya ulaşıldığında gerçek apaçık ortaya çıkacağı için, gerçeklik arayışı sona erecek ve tüm insanlar mutlu olacağı için artık hiç kimse böyle bir arayış içinde olmayacak.”

Piramidin üzerindeki her şeyi gören göz.

Texe Marrs, ‘İlluminati’ isimli kitabında, örgütün yıllık toplantılarını Amerika Birleşik Devletleri, Kuzey Carolina, Asheville’deki bir diğer ünlü zengin olan Vanderbilt Ailesi’nin sahibi olduğu Biltmore Malikanesi’nde yaptığını anlatıyor. Yüksek duvarların arkasında yaklaşık bir mil uzakta dev bir şato gibi görünen, 250 odalı Amerika’nın en büyük malikanesi yükselir. Yol boyunca malikaneyi çevreleyen büyük bir zevkle ve yıllar süren çabalarla oluşturulmuş, dünyanın en nadide ağaç ve çiçekleriyle süslü, seyredenleri büyüleyen muhteşem bahçeler bulunur. Malikane 1895 yılında yapılmış ve 100 yaşından eski olmasına rağmen, gayet iyi muhafaza edilmiştir ve günümüzde ziyaretçilere açıktır. Binanın sağ tarafında ön bahçeye bakan dev bir çift kule ve arka bahçeye bakan yüzünde de simetrik olarak bu kulelerin eşleri bulunur. Malikanenin girişini dev oturan aslan heykelleri süsler ve dış yüzeyi değişik heykellerle kaplıdır. Bunların bazıları mitolojik ejderhalar biçiminde, bazıları ise şeytan figürleri şeklinde yapılmışlardır. Malikanenin antik mobilyaları bu tür şeytani figürlerle süslüdür. Toplantı salonunun girişinde ‘Tanrıların Meclisi’ yazan bir levha vardır. Bu muhteşem salonun duvarlarında Apollon, Hermes, Pan, Zeus ve Poseidon’un işlemelerinin bulunduğu, cadılarca kutsal sayılan dev kilimler asılıdır. Salonu ortasında dev bir masa ve 13 sandalye bulunur.

İlluminati neyi amaçlıyor

Dünya yönetiminin ele geçirilebilmesi için: Toplumlarda pornografi yaygınlaştırılmalı, fuhuş ve ahlak bozukluğunu teşvik edilmeli, Milliyetçilik, ulusçuluk gibi kavramlar yok edilmeli, Ulusları borçlandırarak, yöneticilerinin verilen emirlere kesin itaatleri sağlanmalı. Savaşlar çıkararak AIDS gibi hastalıklar icat ederek insan sayısı azaltılmalı, Darbeler ve karışıklıklar çıkarılarak ekonomik istikrarsızlık ve toplumda ruhsal çöküntü yaratılmalı, Lüks tüketim özendirilmeli, İnsanların vakitleri spor müsabakaları, eğlence ve oyunlarla oyalanmalı, toplumlar düşünmekten alıkonulmalı, Sürekli zamlarla hayat pahalılığı yükseltilmeli ve insanlar bunaltılmalı, Eğitimin tamamen ebeveynlerden alınarak devlete verilmesi, aile ve evlilik gibi müesseselerin ortadan kaldırılmaları, İşçilere grev ve sendika, patronlara lokavt haldan verilerek, sürekli çatışma sağlanmalı gibi yöntemlerin kullanılmasını amaçlıyorlar.

Zamanımız toplumlarına bir göz atarsak, bu eylemlerin bireyler ve toplumlar arasında sistemli bir çalışmayla yaygın olarak uygulandıklarını görürüz. Bu örgüt için toplumlarda aile kavramının yok edilmesi çok önemlidir ve bir toplumu yıkmanın ilk aşamasıdır. Artık evlilik diye bir şeye gerek görülmemektedir. Zina ve fuhuş bütün toplumlarda artmıştır. Fuhuş ile geçinmek sıradan bir iş gibi görülmeye başlanmıştır. Açık saçık giyinmek, neredeyse sıradan bir gelenek haline gelmiştir. Cinsel ilişki ilkokul düzeyine inmiştir. Bunun yanında homoseksüel ilişkiler bütün toplumlarda çok olağan karşılanır hale gelmiştir. (Bazı ülkeler homoseksüeller arasında evliliğe izin veriyor artık)

Vadedilmiş topraklarda büyük İsrail devleti kurmak istiyorlar

Siyonizmi kısaca hatırlamak istersek; vadedilmiş topraklarda Büyük İsrail Devleti’nin kurulması (Irak ve Filistin işgal edilmiş durumda, yakında İran ve Suriye’nin de işgal edileceği görülüyor, sonra sırada Türkiye’nin güney ve güneydoğu bölgeleri var.
Irak’ta kurulması planlanan Kürt devleti zamanı gelince bu bölgelerle birleştirilerek; Lübnan, Ürdün gibi diğer ülkelerle beraber vadedilmiş topraklar tamamlanmış olacak) , bütün dünyaya yayılmış olan Yahudilerin İsrail’e dönmeleri ve Süleyman Mabedi’nin tekrar yapılması gerekiyor.

Yalnız bu mabedin tekrar yapılabilmesi için, Kudüs’teki Kubbet-üs Sahra ve Mescid-i Aksa Camisi’nin yıkılmaları gerekiyor. Burada büyük bir sorun var. Bu yapılar müslümanlarca çok kutsal sayılıyor: Bu sebeple bunu şu şekilde yapmayı planlıkları tahmin ediliyor: Cami yakınlarında bir yerde arkeolojik kazı bahanesiyle bir çalışma başlattılar ve buradan kazılan tünellerle binaların temellerine kadar ulaştılar. Bu binaları yıkmak için bütün yapmaları gereken deprem tetikleyici radyo dalgalan göndermek ve dört ya da beş şiddetinde bir sarsıntı yaratmak. Bu şiddette bir sarsıntı sadece temelleri zayıflatılmış bu yapıların kolayca yıkılmasını sağlayacak, diğer yerleşim birimleri fazla zarar görmeyecek. Deprem tetikleyici dalgalarla ilgili çalışmalar, Alaska’daki Haarp Savaş Merkezi‘nde yapılıyor.

Armageddon savaşı

Mabet yapıldıktan sonra Mesih’in yeryüzüne inerek, yapılacak bir savaşta (Armageddon) Deccal’ı öldürmesi ile bin sene sürecek olan Altın Çağ’ın başlaması olarak, Siyonist ideallerini kısaca özetlemiş oluruz. Gelecek olan Mesih’in Hristiyanların beklediği Hz. İsa mı, yoksa Yahudilerin Mesihi mi olacağı geldiği zaman belli olacaktır. Hristiyanlara, İsa’nın Mesih olarak ineceğini ve dünyanın tek dininin Hristiyanlık olacağını söylüyorlar, mutlu oluyorlar; çünkü duymak istedikleri söz budur. Yahudilere, onların Mesihinin ineceğini ve Yahudiliğin dünyanın tek dini olacağını söylüyorlar, onlar da mutlu oluyorlar; çünkü onların da duymak istedikleri bu. Aslında Mesih’i onlar yaratacaklar. Sabatay Sevi ve benzerleri nasıl kendilerini Mesih ilan edip, milyonları peşlerinden sürükle dilerse, yine aynı komedi oynatılacak . Bunlar insanları kandırmak üzere amaçları yolunda kullandıkları birer yem.

Armageddon, Yahudi ve Hristiyan kaynaklarında bahsedilen kıyametin kopmasından önceki son savaşın adıdır.

Sadece müslümanları kandıramıyorlar. Bu da İslam‘ı dünyada terörist ve düşman ilan etmelerinin sebebidir. Bütün dünyada
müslümanların yok edilmeleri, en azından azaltılmaları için savaşlar çıkarıyorlar, birbirlerine düşman ediyorlar, kısaca ellerinden ne gelirse yapıyorlar. Örnek olarak; İran-Irak Savaşı, Körfez Savaşı, Yugoslavya Savaşı, iki sene önce Hint Okyanusu’nda Haarp Savaş Merkezi tarafından oluşturulan depremin sebep olduğu tsunami ile ölen yüzbinlerce müslüman. Bütün bu çabalara rağmen, bu konuda fazla başarılı oldukları söylenemez; çünkü müslüman sayılan azalmıyor, aksine artıyor.

Üstat Mason Manly P Hall, ‘The Secret Destiny of Arnerica’ (Arnerika’nın Gizli Kaderi) adlı kitabında şöyle yazıyor: “Dünyada iki grup insan vardır. Aydınlanmış insanlar ve Aydınlanmamış insanlar; ayn bir ırktan gelen aydınlanmış insanlar, en yüksek mevkilerde görev yaparlar ve en iyi şartlarda yaşarlarken, diğerleri sadece onlara hizmet etmek ve ölesiye çalışmak için yaşamalıdırlar.

Eski İngiltere başbakanlarından Benjamin Disraili, Avam Kamarası’nda yaptığı bir konuşmada şöyle söylemişti: “Dünya devletleri günümüzde perdenin ön ünde görünenler tarafından değil, görünmeyenler tarafın dan yönetilmektedir. Bu kişiler diledikleri zaman diledikleri devlet adamını öldürebilirler hükümetleri devirebilirler, hatta gerekli görürler, soykırım bile
yaptırabilirler. O denli gizli, tehlikeli ve güçlüdürler. Her yerde ajanları vardır ve her olayı gözlemektedirler.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir