Platon (Eflatun) kimdir?


Platon kimdir?

Platon ya da İslâm dünyasında Eflatun olarak bilinen Plato; M.Ö. 427 , M.Ö. 347 Antik klâsik Yunan filozofu, matematikçi ve Batı dünyasındaki ilk yüksek öğretim kurumu olan Atina Akademisi nin kurucusudur. M.Ö. 427 de Atina da asil bir ailenin Aristokles adındaki oğlu olarak Dünya ya gelmiş, ancak daha sonra geniş omuzları ve atletik yapısı sebebiyle Yunanca geniş anlamına gelen Platon lakabını almıştır. Hayatının muhtemelen politikaya atılmak için şekillendirilmesine rağmen Sokrates in öğrencisi olmuş ve Sokrates dair bilgilerin çoğu Platon un eserlerinden edinilmiştir.

Çok seyahat etmiş, M.Ö. 385 te Atina ya geri dönmeden önce İtalyanın güneyinde ve Sicilya da bir süre kalmıştır. Burada Akademi olarak bilinen okulu kurmuş ve ölümüne kadar başında kalmıştır. Bu akademi aynı zamanda günümüzdeki modern üniversite oluşumunun başlangıcı olarak da kabul edilir. Platon, akıl hocası Sokrates ve öğrencisi Aristoteles ile birlikte bilim ve Batı felsefesinin temellerini atmıştır. Felsefesi Platon un felsefesini, beş önemli teori içerisinde toplamak mümkündür.

Bunlar, “bilgi”, “idealar”, “ruhun ölümsüzlüğü”, “evrendoğum” Cosmogonie, Cosmogony Evren in oluşumunu inceleyen bilim dalı ve “devlet” ile ilgili kuramlarıdır. Platon, bütün hayatı boyunca hocası Sokrates den edindiği ilham ile gerçek bir ahlakçı olarak kalmış, bütün bu teorileri, etik ağırlıklı görüşlerle irdeleyerek geliştirmiştir. Sokrates ve Platon göre felsefenin ana gayesi, insanın mutluluğu ve yetkin hayatının teminidir.

Yetkin bir hayat, ancak erdemli yaşamakla elde edilebilir. Erdemin temeli “bilgi”, özü “idealar kavramı”, gerekçesi “evrendoğum”, güvencesi “ölümsüzlük”, hayatî sığınağı “devlet”tir. Platon, 50 yıllık uzun bir müddet boyunca bu teorik yapıyı düşünmüş, buna dair olan felsefi meselelerle uğraşmış ve bu arada nazariyesini düzeltip olgunlaştırmıştır. Bu yüzden Platon felsefesinin tetkiki açısından en akılcı yol, bu değişim ve gelişmeyi takip ederek, öğretinin geçirdiği evreleri anlamaya çalışmaktır.

Platon göre dört ana erdem Bilgelik: İdarecilerin erdemidir. Cesaret ve yiğitlik: koruyucu kesimin erdemidir. Ölçülülük: Üreten kesimlerin erdemidir. Adalet: Bütün sınıflarla ilgili bir erdemdir. Demokrasi anlayışı Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar. Demokrasi despotluğa dönüşür. Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir. Ama milletin idarecilerini iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu temin edilemezse demokrasi, otokrasiye dönüşebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Devlet işleri, devlet içinde idare edenlerle idare edilenlerin yönetime katılmasıyla gerçekleşir.

Platon, Devlet, s. 48 Devlet işleri içten gelen bir sevgi, edep ve kâmil akıl ile yürütülmezse onun sonu çöküş ve yok oluştur. Platon, Devlet, s. 50 Doğru düşünce bilgidir. Dost hem iyi görünen hem de iyi olan insandır. Dülgerin sanatıyla bildiğimizi,hekimin sanatıyla bilemeyiz. Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır.

Devlet, insanların bir araya gelmesiyle oluşmuş büyük ölçekli bir insan ya da organizma ve bireyin bir devamıdır. Adalet ve devlet anlayışı Adet ve kanunlar iyilik ile kabul edilmelidir. İyilik ve fayda bundadır. Baskı ve kölelik yolu ile kabul ettirilmesi ile doğacak zarar sayılamaz. Akılsız ruh, çirkin ve ölçüsüzdür. Ağlatırsam, alacağım para yüzümü güldürür; güldürürsem, para alacak zaman geldi mi ben ağlarım. Aşkın dokunuşu ile herkes şaire dönüşür. Aynı sanat bize aynı şeylerin bilgisini vermeli, başka bir sanat, ayrı bir sanat olduğuna göre aynı şeylerin değil, başka şeylerin bilgisini vermelidir.

Geçiş dönemi evresi Platon felsefesi ile ilgili olarak mümkün olan en kısa tarifi vermek istersek, onun tıpkı Sokrates öncesi “Doğa Filozofları” gibi, mutlak ve değişmez olan ile değişen arasındaki ilintilerle ilgilendiğini söyleyebiliriz. İlk filozoflar, tabiatta mutlak ve değişmez olanı aramışlar, Platon ise hem tabiatta, hem de ahlak ve toplum hayatında mutlak ve değişmez olanın peşinde koşmuştur. Geçiş dönemi çalışmalarında, hareket noktasının sofist öğreti olduğunu görüyoruz.

Sofist tezleri, bazen küçümseyici, çok kere de alaycı bir dille tenkit ettiğini bildiğimiz Platon un bu seçimi, öyle pek gelişigüzel değildir. Yukarıda gördüğümüz gibi, Thales den Demokritos kadar bütün tabiat filozoflarının felsefeye materyalist yaklaşımlarından sonra, insanı odaklayan ilk öğretiler, sofistler tarafından ortaya atılmış ve bu görüşler Platon un ahlakçı ve toplumsal analizleri için müsait bir temel oluşturmuştur. Bu safhada Platon, sofistlerin hazza dayanan hayat görüşlerini teferruatlı bir tartışmaya açarak, Sokrates öğretisini aşmaya karar vermiş görünmektedir. Yine de sofist disiplinin karşısına, ustasının iyi kavramı ile çıkar; İyi, doğru bir hayatın kesin ölçütü ve amacıdır. Platon, bu tezin sağlam temellere oturtulabilmesinin, ihtiva ettiği doğru kavramının tarif edilebilir, hiç değilse araştırılabilir bir şey olması ile mümkün olduğunu kavramıştır.

Bu zorlu meseleyi çözmeye çalışırken; Aradığımız şey bilinen bir şeyse, bunu aramaya gerek yoktur. Bilinmeyen bir şeyse, bulduğumuz şeyin aranan şey olduğunu nereden bileceğiz ? sorusu ile sofistler, Platon zor duruma sokmuşlardır. Filozof bu meseleyi, Orpheus ve Pythagoras çı öğretilerden edindiği ruhun ölmezliği kavramı ile çözmeyi deneyerek, Sokrates disiplinini aşma yolunda ilk adımı atmıştır.


Like it? Share with your friends!

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir