Thomas Alva Edison kimdir?


ABD’li mucit. Elektirik ampünülü geliştirmiş, buluşlarıyla elektirik teknolojisine zengin olanaklar kazandırmıştır. 11 Şubat 1847’de Ohio Eyaleti’nin Milan kasabasında doğdu, 18 Ekim 1931’de New Jersey Eyaleti’nin West Orange kentinte öldü. Eğitim düzeninden sıkıldığı için daha üçüncü ayın sonunda ilkokuldan ayrılan, o aralar geçirdiği bir hastalık nedeniyle kulakları ağır işitmeye başlayan Edison, sonradan özellikle fizik, kimya kitapları okuyarak ve deneyler yaprak kendini yetiştirir.

Thomas Alva Edison

En çok ilgisini çeken konu da, çocukluğunda yeni uygulanmaya başlamış olan elektrikli telgraftı. Elektrik ve telgrafın ilkelerini, ayrıca bir telgraf aygıtı yaparak Mors alfabesini öğrendi. Evde kurduğu küçük laboratuvarına gerekli araçları alabilmek için, trenlerde gazete ve yiyecek sattı. Zamanla laboratuvarını da trene taşıyarak deneylerini orada sürdürdü, bir de küçük baskı makinesi edinerek trende gazete çıkarmaya başladı. Ancak trendeki laboratuvarında bir kaza sonucu çıkan yangın, aletleriyle birlikte trenden atılmasına neden oldu.

Edison 15 yaşındayken, oğlunun hayatını kurtardığı bir istasyon şefinden telgrafçılığı öğrendi. Böylece 1862’den sonra telgrafçı olarak bir kentten öbürüne dolaşmaya başladı. Louisville’de çalışırken telgraf mesajlarını kaydeden bir alet geliştirdi, bir tek hatta aynı anda birden çok mesaj geçirilmesini sağlayan bir aygıt üzerinde çalıştı. 1867 sonunda işinden ayrılarak Boston’a yerleşti. Burada Faraday’ın iki ciltlik Experimental Researches in Electricity (“Elektrik Konusunda Deneysel Araştırmalar”) adlı yapıtını okudu. Faraday’ın matematikten çok deney ve gözleme dayanan çalışmalarından etkilenen Edison, bir yandan bu kitaptaki deneyleri yinelerken, bir yandan da bir hat üzerinden birçok mesaj geçirilmesini sağlamak amacıyla Louisville’de başlattığı çalışmalarını sürdürdü. 1869′ da telgrafçılığı bırakarak yeni araçlar geliştirebileceği bir atölye kurdu.

Bu dönemde geliştirdiği otomatik oy kayıt makinesi ile dupleks telgraf aygıtının ilgi görmemesi üzerine tüm parasını yitirerek, borç içinde New York’a giden Edison bir borsa şirketinde yüksek ücretle İş buldu. Bir yandan da telgrafla ilgili yeni icatlar üzerinde çalışmalarını sürdürdü. Bir süre sonra bir mühendis arkadaşıyla birlikte ABD’ deki ilk profesyonel elektrik mühendisliği şirketini kurdu, bir yıl içinde de Western Union telgraf şirketine yedi ayrı patentini sattı.

Bu dönemde telgraf ve borsada kullanılan elektrikli kayıt makinelerine ilişkin buluşlarından 40.000 dolarlık bir servet kazanınca, 1871 ‘de New Jersey Eyaletinin Newark kentinde daha büyük bir atölye açarak hem yeni icatlarla uğraştı, hem de geliştirdiği araçların seri üretimini gerçekleştirdi. Daha sonraki büyük buluşlarında kendisine yardımcı olacak teknisyenlerin
çoğunu çevresine topladığı bu dönemde telgraf mesajlarını kendi kendine gönderen ve kaydeden, böylece dakikada bin kelimelik bir haberleşme hızını gerçekleştiren bir aygıt geliştirdi.

1873’te İngiltere’ye giderek telgrafla ilgili buluşlarını pazarlamaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Şirketindeki işlerin bozulmaya yüz tutması üzerine, Western Union ile anlaşarak bu şirket için bir telgraf devresi üzerinden birçok mesajı aynı anda iletebilen yeni bir sistem geliştirmeye koyuldu. O sıralarda Western Union ve Gould telgraf şirketleri arasındaki rekabet nedeniyle Edison’un bu alandaki buluşları hemen uygulamaya konulabiliyordu. Bu arada mumlu kağıttan yararlanarak teksir yapılabileceğini de keşfetti, ancak bu buluşunun patentini yok pahasına bir şirkete sattı.

Thomas Edison ve eşi Mina Miller Edison.

Edison 1876’da New Jersey’deki Menlo Park’ta yalnızca yeni aletlerin geliştirilmesini amaçlayan, üretim yapmayan bir araştırma laboratuvarı kurdu. ABD’nin ve dünyanın bu ilk sanayi araştırma laboratuvarında en büyük buluşlarını gerçekleştirdi, çalışmalarıyla çağdaş elektrik teknolojisinin temelini atarak yepyeni bir çığır açtı.Bundan önceki çalışmaları daha önce bilinen bir alanda daha üstün bir teknik geliştirmeye yönelikken, Menlo Park laboratuvarı teknisyenlerin, mühendislerin ve bilim adamlarının birlikte çalışmaları ile yepyeni buluşlar ortaya çıkaran bir kuruluş oldu.

Edison 1876’da “konuşan telgraf” diye adlandırdığı telefon üzerinde çalışmaya başladı. Ancak, ağır işittiğinden çalışmaları oldukça yavaş ilerliyordu ve ilk başarılı sonucu bir yıl sonra alabildi. Oysa Beli ondan önce ilk telefon patentini almıştı. Bell’in hem mikrofonu, hem de kulaklığı manyetik etkiyle çalışıyordu. Edison’ın mikrofonu İse, ses dalgalarının basıncı altında karbon tanelerinin sıkışması ve gevşemesi nedeniyle direncinin değişmesi ilkesine, kulaklığı da elektrostatik etkiye dayanıyordu. Edison ayrıca telefon devrelerinde indükleme bobinleri kullanarak daha uzak mesafelerle telefon görüşmesi olanağını sağladı. Bell ile aralarındaki telefon patenti davası yıllarca sürdü. Sonunda Edison’ın desteklediği Western Union şirketi, Beli Telephone şirketi ile anlaşarak telefon alanından çekildi. Çağdaş telefonda da Edison’ın geliştirdiği mikrofon ile Bell’in geliştirdiği kulaklıktan yararlanıldı.

Edison’ın bundan sonraki buluşu, telgraf mesajlarını kendi kendine kaydeden ve yineleyen bir aygıttı. Bir süre sonra, telefonla ilgili çalışmalarından da yararlanarak sesi kaydedip yineleyebilen gramofonu (fonografı) geliştirdi. Çok geniş yankı uyandıran
bu buluşunun seri üretimini gerçekleştirebilmek amacıyla 1878 başlarında bir şirket kurdu. Ancak, aygıtın elle çevrilen diskini sabit hızla döndürme güçlüğü ve ses kaydında kullanılan kalay levhaların yumuşaklığı müzik kaydını güçleştirdiğinden, gramofonun başta uyandırdığı ilgi sürmedi. Edison da bu en sevdiği icadını, çalışmalarını elektrik ampulü üzerinde yoğunlaştırmak üzere, on yıllık bir süre için bir yana bıraktı.

Faraday’ın bulduğu dinamo ile elde edilen elektrik akımı, 1 860’ta geliştirilen elektrik arklarıyla deniz fenerleri ve sokak aydınlatmasında kullanılmaya başlamıştı. Elektrikle aydınlatma konusuyla ilgilenen Edison’ın yenmesi gereken ilk önemli güçlük, ev aydınlatmasında kullanılabilecek daha küçük çapta bir düzeneğin tasarlanmasıydı. Önce, havagazı ile aydınlatmayı yakından İnceledi; üretim, dağıtım ve kullanım olanaklarını araştırmakla yetinmeyip elektrikle aydınlatmanın iktisadi olurluğunu da dikkate aldı.

Amacı, kısıtlı kullanımı olan bir icat değil, kitlelerin kullanabileceği pratik bir aydınlatma sistemi geliştirmekti. Uzun çalışmalardan sonra, oksijenle yanan elektrik arkı yerine, havası boşaltılmış ortamda (vakumda) ışık yayan ve düşük akımla beslenen bir ampul yapmak gerektiğini gördü. Daha önceki denemelerde yalnızca birkaç dakika yanan lambalar gibi umut kırıcı sonuçlar alınmış, İngiltere’de Swan’ın geliştirdiği akkor filamanlı ampul İse yeterli vakum sağlanamadığından aydınlatmaya pratik bir çözüm getirememişti. Edison daha ilk deneylerinde bu buluşun uzun bir çalışma dönemi ile büyük bir yatırım gerektireceğini anladığından, basın yoluyla geniş bir tanıtma ve yardım kampanyası açtı. Böylece ilk kez, sonuçlanmış bir tasarı yerine, önemli bir yenilikle sonuçlanabilecek bir tasarı sermaye piyasası ve sanayi tarafından destekleniyordu.

Edison’ın elektrikle aydınlatma konusundaki başarısının en önemli etkenlerinden biri, sorunu parça parça değil bir bütün olarak İncelemesiydi.Önce, elektrik akımının bir merkezden en ucuz biçimde dağıtılması için yüksek dirençli ve az akım tüketen bir sistem gerektiğini hesaplayarak, lambada kullanacağı teli bu koşullara uygun maddelerden seçmeye çalıştı.

Yüksek dirençli bu telin yanmasını engelleyerek uzun ömürlü bir vakum sağlamak için de, yüksek vakum teknolojisini inceledi. Zamanla çevresine her alanda ustalığını kanıtlamış bir grubu. topladı. Deneyler 1879 yılı sonbaharına değin sürdü. Bir yandan binlerce metal alaşımını ve organik maddeyi deneyerek ampul için en uygun filamanı ararken, öte yandan buhar enerjisini yüksek bir verimle sabit voltajlı elektriğe dönüştürebilecek dinamo sistemi üzerinde çalıştı. Sonuçta, 1879 yılının bitiminde, karbon filamanlı ilk elektrik ampulünün patenti alındı, 1880 yılbaşı gecesi de bu buluş Mcnlo Park’ta halka tanıtıldı.

Birkaç ay sonra, elektrikli lokomotifle çekilen küçük bir trenle gene Menlo Park’ta halka açık bir gösteri düzenleyen, ancak elektrikli tramvay ve lokomotifin öncüsü sayılabilecek bu girişimle daha fazla uğraşmayan Edison, 1881 Şubatı’ında , New York kentinin elektrikle aydınlatılması projesini yürütmek üzere bu kentte kurduğu yeni bir laboratuvara taşındı. Bu geniş kapsamlı tasarı 4 Eylül 1882’de gerçekleştirildi; ayrıca, Fransız Devrimi’nin 100. yılı neden iv le Paris’tc düzenlenen serginin aydınlatma sistem{ de gene Edison’ın laboratuvarında tasarlandı. Elektrikle aydınlatmanın uluslararası bir sergide tüm dünyaya tanıtılması çok önemli gelişmelere yol açmış, Edison’ın 1 878’de kurmuş olduğu küçük şirketin General Electric gibi dev bir kuruluşa dönüşmesini sağlamıştı.

Edison’un elektrikle aydınlatma konusundaki en büyük yanılgısı, transformatör yardımıyla voltajı kolayca yükseltilip düşürülebilen değişken akımın önemini kavrayamamasıdır. Voltajı yükseltilerek dağıtım giderleri büyük ölçüde azaltılabilecek değişken akım üreten dinamo 1880’lerde W”estinghousc tarafından geliştirilmişti. Ancak Edison, yüksek voltajlı değişken akımın tehlikeli olduğunu savunarak, hatta laboratuvarında kedi ve köpekleri değişken akımla öldürerek bu akıma karşı büyük bir kampanya başlatmıştı. Westinghouse ile General Electric şirketleri arasında rekabetin de körüklediği bu propaganda savaşı sürüp giderken, ilk kez 1890’da kullanılan elektrikli sandalye de Edison’ın savına güçlü bir kanıt oldu. Ne var ki, bu akımın sanayideki önemini kavrayamayan Edison’ın doğru akımlı sistemi yalnızca küçük çaptaki elektrik santrallerine olanak tanırken, büyük santrallerin kurulabilmesini sağlayan değişken akım olmuştur.

Edison, 1883’te elektrik ampulü üzerindeki çalışmalarını sürdürürken, filamandaki karbon tanelerinin zamanla buharlaşarak lambanın yüzeyinde biriktiğini gözlemledi. Bugün ” Edison olayı” olarak da bilinen ve Edison’ın tek bilimsel buluşu olarak nitelenen bu gözlem sonradan radyo lambasının temelini oluşturdu.

1886′ da W est Orange’ da yeni bir laboratuvar kuran Edison, o sıralar Bell’in gramofonunda küçük bir değişiklik yaparak yeni bir patent alması üzerine, bu eski projeyle ilgilenmeye başladı. 1 888’de geliştirdiği yeni gramofonu üretecek bir şirket kurmasına karşın, ertesi yıl tüm ilgisini demir cevherinin arıtılması konusunda yoğunlaştırdı; ancak bu proje onu l 899’a değin uğraştıracak, üstelik 4 milyon dolar gibi büyük bir zararla sonuçlanacaktı.

Edison’ın adıyla birlikte anılan en önemli buluşlardan biri de, çağdaş sinema makinelerinin öncüsü sayılan “kinctoskop”tur. Gerçekte, daha önceki örnekleri pek aşmayan, kendisinden sonraki örneklere de önemli bir yenilik aktarmayan kinetoskopun
sinema teknolojisindeki öncülüğü tartışmalı olduğu gibi, yaratıcısı da Edison değildir. 1888′ de geliştirilen çekim makinesi kinetograf da, birkaç yıl sonra tasarlanan gösterme makinesi kinetoskop da Edison’ın laboratuvarındaki araştırmacıların düşüncesiydi. Eastman’ın ürettiği, bobin biçiminde sarılmış selüloit “Kodak” filmlerini kullanan kinetografta film bobini, her karenin üst ve alt kenarına açılmış ikişer çift deliğe geçen tırnaklar ve sürekli bir hareket mekanizması aracılığıyla, saniyede 48 karelik bir hızla dönüyordu. Kutu biçimindeki kinet0skopun içinde aynı hızla birbirini izleyen kareler, bir göz deliğinden bakan tek bir seyircide hareketliymiş izlenimini uyandırıyordu. Her iki aygıtın da patentıni alıp üretime geçen Edison giderek yaygınlaşan sinema gösterileriyle mali durumunu düzelterek yeni tasarılara eğilme olanağı buldu.

1899’dan başlayarak yeni bir akümülatör üzerinde çalışan Edison on yıllık bir uğraşı sonucunda, kendi adıyla anılan demirnikelli bir akümülatör gerçekleştirdi. Bu dönemde uğraştığı bir başka konu da Portland çimentosu üretimiydi. 191 4’te laboratuvarlarında çıkan bir yangın işlerini altüst etti ama, H. Ford’un yardımı ve parasal desteğiyle Edison üç hafta içerisinde laboratuvarları yeniden çalışabilecek duruma getirdi. Yaşamının son yıllarında yapay kauçuk üretimiyle ilgilenen Edison, 1928’dc ABD Kongresi’nin onur madalyasını aldı. 1929’da H. Ford, Menlo Park’tan arta kalan laboratuvar donanımıyla Michigan Eyaleti’nin Dearborn kentinde Edison’ın anısına bir müze düzenledi.

Edison ne başkalarının yalnızca düşleyebildiklerini gerçekleştiren eşsiz bir dahi, ne de kendi deyimiyle “gümüş dolar” peşinde koşan basit bir girişimciydi. 20. yy’ın elektrik yüzyılı olmasında önemli rol oynayan sayısız buluşlarını, çok sayıda usta ve uzmanın çalıştığı laboratuvarlarda gerçekleştirmiş,bunda gelişen bir sanayi ülkesinin tüm olanaklarından yararlanmıştır. Edison’ın belki de en önemli özellikleri deneylerini yılmadan ve yorulmadan sürdürmesi ve bu süreç içinde kendi kendini eğitmesidir. Elektrik ampulü için yaklaşık 6.000 organik filaman, akümülatörü için de 8.000 çözüm denemiş olması ve öldüğünde geriye gözlemleriyle dolu 3.400 not defteri bırakması bu özelliklerinin kanıtıdır.


Like it? Share with your friends!

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir